Merhaba, Küresel Ekonomi Düzeni Kurumlar ve Kurallar isimli kitabımın Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmasından kısa bir süre sonra çok farklı çevrelerde ilgi görmesi beni çok memnun etti. Birçok okuyucunun benimle temasa geçmek istemesi ve farklı konularda da sorular yöneltmesi üzerine etkin bir iletişim kanalına ihtiyaç duydum. Bu blog’u bu amaçla hazırladım. Umarım yararlı olur. Burada kitapla ilgili konularda sizlerle iletişim içerisinde olurken içinde bulunduğumuz zamana ait konularda da dikkatimi çeken hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Paylaşacağım bilgileri ve fikirleri hayatın bana tahsis ettiği pencereden gördüklerimin şekillendirdiği şüphesizdir. O bakımdan benim penceremi biraz olsun tarif etmek istiyorum. Sivas’tan başlayan ve beni dünyanın muhtelif yerlerine sürükleyen eğitim ve meslek yaşamım sayesinde devasa ekonomik, sosyolojik ve politik problemlerle yüz yüze geldim. Çok değişik geleneklerden gelen ve farklı coğrafyalarda yaşayan in...
Kayıtlar
Başlarken
DÜZENE UYMAK MI DÜZENİ KENDİNE UYDURMAK MI? YÖNETİMDE Mİ YÖNETİCİDE Mİ İSTİKRAR?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir anayasanın zaman içerisinde ortaya çıkacak ihtiyaçları öngörmesi mümkün değildir. Buna mukabil anayasayı değiştirebilmek için gerekli şartlar her zaman her yerde ağırdır. Bir başka deyişle anayasaları değiştirmek dünyanın her yerinde zordur. Bazı yerlerde ise, örneğin İskandinav ülkelerinde düşünülmeyecek kadar zordur. ABD anayasasını değiştirmek de imkansıza yakın zorluklar içerir. İngiltere’de ise 1215’ten bu yana böyle bir konu yoktur. Anayasaları değiştirmek neden böyle zor sorusunun ise tek cevabı vardır: Ortaya çıkan sorunların kurulu düzen içerisinde halledilmesi tercih edilmelidir. Mühim olan düzeni muhafaza etmektir. Bizde tarihsel olarak var olan anayasayı değiştirmek arzusu ve anayasanın sıkça değiştirilebilmiş olmasının yarattığı siyasi kültür ve gelenek yukarıda işaret edilen “düzende istikrar” prensibi ile tamamen terstir. Bu duruma göre bizim siyasi geleneğimizi “düzene uymak yerine kendine göre düzen kurmak” şeklinde tarif edeb...
IMF'siz Yarım IMF Programının Bedeli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
IMF’siz Yarım IMF Programı İkinci Dünya Savaşının son günlerinde ABD’de düzenlenen Bretton Woods Konferansı ile bugün çatırdayan küresel ekonomi düzeninin temelleri atıldı. Bu düzenin iki temel taşını Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası oluşturdu. IMF’ye küresel ekonominin sorun yaşamadan seyrini sağlamak, Dünya Bankasına ise harp sonrası yeniden inşa faaliyetlerini finanse etme görevleri verildi. (Bkz. A. Söylemezoğlu, Küresel Ekonomi Düzeni Kurumlar ve Kurallar, Remzi Kitabevi 2020 ). Bretton Woods Konferansında IMF’ye verilen en önemli görev ülkelerin dış ödemeler dengesinde yaşayacağı sorunlar neticesinde temerrüde (bir başka deyişle default diye tarif edilen dış yükümlülüklerini yerine getirememe durumu) düşmelerini önlemekti. IMF’nin görev tarifinde bilhassa ABD’nin dolar ve altın arasındaki ilişkiyi resmen kopardığı 1971’de önemli değişiklikler olmasına rağmen IMF’nin dış dengesinde sorun yaşayan ülkelere yardım görevinde bir değişikli...
ABD Anayasa Mahkemesi Gümrükler Konusunda Trump'a "Yetkin Yok" Dedi: Neden ve Ne Olacak?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Amerikan Anayasa Mahkemesi ( Supreme Court) Trump’ın yaptığı gümrük tarifesi artırımlarını anayasaya aykırı buldu ve iptal etti. Trump Anayasa Mahkemesi hakimlerini de doğrudan hedef alan çok ağır bir tepki verdi. Bu kararın ardından şu sorular sorulmaya başlandı: a) Neden böyle bir karar alındı? b) Şimdiye kadar tahsil edilen gümrük vergileri iade edilecek mi? c) Trump’ın yüksek tarifelerinden zarar gören ülkeler bu karardan nasıl etkilenir? d) Şimdi ne olacak? Bu soruları aşağıda cevaplamaya çalıştım: Neden böyle bir karar alındı? Kararın temelinde Amerikan devlet sisteminde çok sıkı uygulanan Kuvvetler Ayrılığı prensibi yatar. Halktan para toplamak ve toplanan paranın harcamasına karar vermek yasama organı olan Kongre’ye aittir. Bu konu ABD anayasasında açıkça belirtilmiştir. Kanunsuz bir para toplanamaz kanuni bir dayanağı ol...
Türk Ekonomisi Stratejik Aklı Arıyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
TÜRK EKONOMİSİ STRATEJİK AKLI ARIYOR AB'nin Mercosur ve Hindistan ile yaptığı son ticaret anlaşmaları yürürlüğe girdiğinde Türk Sanayisinin AB pazarlarında bu ülkelere karşı en önemli rekabet avantajını ortadan kalkacak. Böylece, Türk sanayisi ihracatının yaklaşık yarısını yaptığı AB pazarında en önemli rakiplerine karşı korumasız kalacak. Mercosur anlaşmasının ne zaman yürürlüğe gireceği henüz belli değil. Fakat, Hindistan ile yapılan anlaşmanın 2027’de yürürlüğe girmesi bekleniyor. Türk ihraç ürünleri için hayati önem taşıyan bu anlaşmalar görüşülürken sadece Türk yetkililer değil sektör temsilcisi kuruluşlar da neredeyse sessiz kaldı. Ancak Hindistan anlaşmasının açıklanmasından sonra tepkiler ortaya çıkmaya başladı. Tek resmi tepki ise Dışişleri Bakanlığından geldi ve Türkiye – AB Gümrük Birliği Anlaşması'nı "güncelleme" isteğini tekrar etti. Ne Maliye ne Ticaret Bakanlığından bu konuda bir yorum veya analiz duymadık. "Güncelleme" konusu on...
GİZLENEN KAMU AÇIKLARI : QUASI-FISCAL DEFICIT
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Birisi 1973 de diğeri 1988’de tamamlanmış Boğaz Köprülerinin ve yıllar önce yapılmış otoyolların satılacağı söylentilerine karşı büyük tepkiler var. Söz konusu olan köprü ve otoyolları satmak esas itibarı ile devletin gelecek yıllarda kazanacağı geliri satmaktır. Buna eskiler ‘iltizam’ derlerdi, ticaret erbabının da ‘senet kırdırmak’ dediği türden işlem gibidir. Bu tip işlemler genelde bütçe ihtiyacına binaen yapılır ve temel motivasyonu borçlanmayı azaltmaktır . Daha doğrusu ‘borçlanmadan harcamanın’ kestirme yoludur. Yol hem kestirmedir hem de caziptir. Açık saklanır ve olduğundan daha az gözükür. Bütçe açıklarını saklamak sadece belli gelirlerin kırdırılması ile sınırlı değildir. Birçok başka mekanizma da vardır. Çeşitli şekillerde saklanan açıkların tümüne ‘ quasi fiscal deficit ” denir. Bu teknik tabirin Türkçeye ‘yarı mali açık’ şeklinde çevrildiğini görüyorum ki bu doğru bir tercüme değildir. Daha doğrusu ‘Adeta mali açık’ demek olur. Zira, ortada pek yar...