Pools, Pool Artists, Aktörs, Fiyat Resimleri : 100 Yıl Öncesinden bir Borsa Manipülasyonu Hikayesi
28 Ekim 1929’da
Amerikan sermaye piyasaları çöktü. Kara Pazartesi denilen bu çöküş Amerikan
ekonomisinde yaklaşık dört yıl sürecek bir çöküşü de tetikledi. Great Depression denilen bu çöküşün etkisi
sadece ABD’de kalmadı tüm dünyaya yayıldı. ABD ve İngiltere gibi endüstriyel
ülkelerde işsizlik oranları %50’ye kadar tırmandı. ABD’de işini ve evini kaybedenler
sokaklarda yaşamaya başladı.
Piyasalardaki
çöküşün ardından ülkeyi saran derin yoksulluk ve sefalet sermaye piyasalarının
işleyişi üzerinde de tartışmaları başlattı.
Zira o tarihe kadar sermaye piyasalarını denetleyen ve düzenleyen bir
kurum yoktu. Çok büyük boyutta manipülasyonlar yapılmış ve üstelik Kara Pazartesi’ne
giden yolu döşeyen bu manipülasyonlar herkesin gözü önünde olmuştu. Öyle ki, piyasa
manipülasyonlarını anlatan kendine özgü bir dizi deyim icat edilmişti.
Manipülasyon borsada
fiyatları yükseltip sonra da satan bir dizi gruplar oluşması ile başlıyordu. Bunlara Pool ya da syndicate
deniyordu. Grup üyelerinin kimliği
gizliydi. Bu kişiler paralarını birleştirip manipülasyon için birlikte hareket
ediyorlardı.
Pool veya syndicate
denilen bu gruplar fiyatı yükseltme ve elden çıkarma işlemlerinin tasarlayıp icra
edecek kişileri işe alıyordu. Bu kişilere Pool Artist deniyordu. Yani manipülasyon
adeta bir sanat eseriydi. İyi Pool Artist’ler yıldız futbolcular gibiydi bir Pool’dan
diğerine büyük paralarla transfer oluyorlardı.
Borsada hisse
senetleri el değiştirirken fiyat çığırtkanlığı yapanlara da aktör
deniyordu. Bunlar bir bakıma Pool Artist’in yazdığı senaryoyu oynayan aktör
konumundalardı.
Borsa’da oluşan
fiyatlar borsanın Ticker Tape denilen bantında devamlı dönüyor ve bu bant telgraf ile tüm ülkeye
yayınlanıyordu. Pool Artist’in yazdığı
senaryo ile oluşan fiyatların bu banttan geçmesine Painting the Tape
ismi verilmişti. Bu bantta resim yapmak manasına geliyordu. Onlar için manipülasyon
ile ortaya çıkan fiyatlar bantta dönen tablo gibiydi
Görüldüğü gibi
1929’da ki büyük çöküşe yol açanlar kendilerini adeta bir sanatçı yaptıkları
işe de bir sanat gözü ile bakıyorlardı. Bu sanatın bedeli sadece Amerika’ya
değil tüm dünyaya büyük oldu. ABD sermaye piyasalarının başı boş bırakılamayacağı
gerçeğini görüp Sermaye Piyasası Kurulunu (Securities and Exchange Commisson) kurdu. Bu kurum daha sonra diğer ülkelerde kurulacak
kurumlara örnek oldu.
Biz de SPK’nın
kurulması için bir banker skandalı bekledik. 1981 ve 1982’de batan bankerler
batmadan önce devletin televizyonu TRT’de (ki o zaman sadece TRT vardı) ünlü
sanatçıların yer aldığı reklamlarını yayınlıyordu. Galiba onlar da yaptıkları
işlere sanat gözü ile bakıyor reklamlar vasıtası ile çığırtkanlıklarını en meşhur
ve gözde sanatçılara yaptırıyorlardı.
Banker krizi
birçok mağdur yarattı. Daha sonra
Türkiye birçok bankanın battığı offshore hesaplarda buhar olan paraların olduğu
bir bankacılık krizi yaşadı. O krizin
ardından da BDDK’yı kurduk.
Hem Türkiye’de hem
de dünyanın birçok yerinde piyasaların çöküşünün tetiklediği irili ufaklı finansal
krizler oldu. Bu krizlerin bir kısmına
politika tercihleri (mesela ABD’de ipotekli kredilerin menkulleştirilmesinin tetiklediği
2007-2008 krizi) bir kısmına da kabiliyetli sanatçılar (mesela Madoff veya ENRON
olayı) sebep oldu. Her krizin ardından da düzenleyici ve denetleyici kurumlar sorgulandı.
Tarih bir ibret
hazinesidir. Maharet ibret almakta. Fakat her yaşadığımız olay Mehmet Akif'in meşhur
dizelerini hatırlatıyor:
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Tarih"i “tekerrür"
diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
(Safahat 7.Kitap)
Yorumlar
Yorum Gönder