DÜZENE UYMAK MI DÜZENİ KENDİNE UYDURMAK MI? YÖNETİMDE Mİ YÖNETİCİDE Mİ İSTİKRAR?
Bir anayasanın
zaman içerisinde ortaya çıkacak ihtiyaçları öngörmesi mümkün değildir. Buna
mukabil anayasayı değiştirebilmek için gerekli şartlar her zaman her yerde
ağırdır. Bir başka deyişle anayasaları
değiştirmek dünyanın her yerinde zordur. Bazı yerlerde ise, örneğin İskandinav
ülkelerinde düşünülmeyecek kadar zordur.
ABD anayasasını değiştirmek de imkansıza yakın zorluklar içerir.
İngiltere’de ise 1215’ten bu yana böyle bir konu yoktur. Anayasaları değiştirmek neden böyle zor
sorusunun ise tek cevabı vardır: Ortaya çıkan sorunların kurulu düzen
içerisinde halledilmesi tercih edilmelidir. Mühim olan düzeni muhafaza
etmektir.
Bizde tarihsel
olarak var olan anayasayı değiştirmek arzusu ve anayasanın sıkça
değiştirilebilmiş olmasının yarattığı siyasi kültür ve gelenek yukarıda işaret
edilen “düzende istikrar” prensibi ile tamamen terstir. Bu duruma göre bizim siyasi geleneğimizi
“düzene uymak yerine kendine göre düzen kurmak” şeklinde tarif edebiliriz. Nitekim, gelmiş geçmiş hemen hemen tüm siyasi
parti programları devletin yapısı ve işleyişine ilişkin anayasa değişiklikleri
içermiştir.
Bir başka dikkati
çeken husus da Türkiye’de istikrarın yönetimden ziyade yöneticide istikrar
olarak anlaşılmasıdır. Nitekim, önemli siyasi iktidarlar hep bir lider
üzerinden tarif edilen iktidarlar olmuştur. Nitekim, 1946’da kurulan Demokrat
Parti’nin temel karakteri ile 1960’ta ki Demokrat Parti’nin temel karakteri çok
farklıydı ama lider aynıydı. Aynı şekilde 1965 seçimlerini kazanan Adalet
Partisi ile 1970’lerin sonundaki Adalet Partisi de oldukça farklıydı ama lider
aynıydı. 2002’de iktidara gelen AKP’nin kadrosu, temel söylemleri ile bugünkü
kadro ve söylemleri arasında çok büyük farklar vardır. Nitekim, bunları en
çarpıcı şekilde dile getirenler arasında partinin ilk dönemlerinde önemli
görevlerde olanlardır. Tüm bunlar Türkiye’de liderin bekası üzerinde şekillenen
bir siyaset olduğunu gösteriyor. Böyle olduğu için belirleyici kimliği lider
olan partiler lider sonrası siyaset sahnesinden silinmişlerdir, örneğin DP, AP,
ANAP, DSP gibi.
TÜRKİYE’DE
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SÖYLEMİ
Türk siyasetinde
adeta bitmek bilmeyen bir anayasa değişikliği söylemi vardır. Bu söylem hiçbir
zaman gündemden düşmemiştir. Nitekim, 1924’ten bu yana anayasal düzen devamlı
değişikliğe uğramıştır. 1960 ve 1980 askeri darbelerinin ardından ise tamamen
yeniden yazılan anayasalarımız olmuştur.
Siyasi iktidarlar
anayasal düzende devamlı değişiklik isterken iki temel gerekçe ileri sürmüştür:
a) yönetimde istikrar sağlamak; b) devlet çarkını hızlı ve verimli çalıştırmak.
Bu gerekçelerin ardından yatan temel dürtüler ise: a) siyasi iktidarın devamlılığını
sağlamak; b) yürütme organının yetkilerini genişletip, denetim mekanizmalarını
kısıtlamak; c) yargıyı yürütmenin etkisi altına almak.
Özellikle 1970’lerde ortaya çıkan kısa süreli koalisyon hükümetleri yönetimde istikrarsızlığa örnek olarak gösterilmiş ve anayasa bundan sorumlu tutulmuştur. Halbuki aynı anayasa ile Süleyman Demirel’in Adalet Partisi 1965 ve 1969 seçimlerini rekor oylarla kazanmış ve güçlü hükümetler kurmuş, çok önemli icraatlar yapmıştır. 1970’lerdeki siyasetin parçalı yapısı dünya siyasi konjonktürünün ülkemize yansımasından başka bir şey değildir. Soğuk savaşın zirve yaptığı, siyasi öğrenci hareketlerin yoğunlaştığı ve hatta şiddete yöneldiği bir dönemde Türk siyaseti çok kötü bir sınav vermiştir Ana siyasi aktörler bu savrulmayı ve parçalanmayı bırakın önlemeyi adeta yangına kürekle giden bir tavır sergilemiştir. Ortaya çıkan siyasi kargaşayı çözemeyen siyaset sorumlu olarak anayasayı göstermiştir. Hatta ‘anayasanın vatandaşlara çok fazla özgürlük tanıdığı, icranın elinin kolunun bağlandığını' ileri sürmüştür. Güvenlik ve özgürlük tercihi arasında sıkışan toplumun büyük bir kısmı güvenliği özgürlüğe tercih etmiştir. Türkiye hala o dönemin yaralarını sarabilmiş değildir.
1970’lerde
siyaset her fırsat bulduğunda anayasada köklü değişiklikler yapmıştır. 1961
anayasası ile kurulan sistemin karakteri 1970’lerin sonunda ciddi
değişikliklere uğramıştır.
1980’de ordu bu
siyasi kargaşa ve parçalanmayı gerekçe göstererek siyasete müdahale etmiş ve
yeni bir anayasa yapmıştır. Bu anayasa da 1987’den itibaren devamlı
değişikliğe uğramış ve nihayet 2017’de parlamenter sisteme son verilerek “Türk
tipi Başkanlık Sistemi” diye de adlandırılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”
ne geçilmiştir. Bu değişiklikler adeta devleti yeniden tanzim etmiştir.
Dolayısı ile 1982 anayasası ile tesis edilen rejim pratik olarak son bulmuştur.
Tüm bu
değişiklikler aşağıda kısaca özetlenmiştir.
Anayasa
Değişikliklerinin Tarihçesi
1. 1924
Anayasası (Teşkilât-ı Esâsiyye Kanunu)
1924 Anayasası
(toplam 105 madde), 1961 Anayasası yürürlüğe girene kadar toplam 7 kez değiştirilmiştir.
Bu değişikliklerin temel amacı, devletin yapısını laikleştirmek ve demokratik
hakları genişletmek olmuştur.
· 1928
Değişikliği: "Devletin dini İslam'dır" ibaresi metinden
çıkarılmış, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı yeminlerindeki dini ifadeler
kaldırılmıştır.
· 1931
Değişikliği: Seçim dönemi ve bütçe görüşmelerine ilişkin teknik
düzenlemeler yapılmıştır.
· 1934
Değişikliği: Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmış,
seçmen yaşı 18'den 22'ye çıkarılmıştır.7
· 1937
Değişikliği (Birinci): CHP'nin "Altı Ok" ilkeleri
(Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık)
anayasanın 2. maddesine eklenmiştir.
· 1937
Değişikliği (İkinci): Bir önceki değişiklikte getirilen ancak işlevsel
olmayan "Siyasi Müsteşarlık" uygulaması kaldırılmıştır.
· 1945
Değişikliği: Anayasanın dili özüne dokunulmadan tamamen
Türkçeleştirilmiştir.
· 1952
Değişikliği: 1945'te Türkçeleştirilen metin, Demokrat Parti döneminde
tekrar eski diline (Osmanlıca/Eski Türkçe terimlerin olduğu metne)
döndürülmüştür.
1924 Anayasasında
yapılan değişiklikler devlet kurumlarının yapısı ve işleyişini kapsamayan
değişikliklerdir. Nitekim, 1924’ten 1960 askeri darbesine kadar 36
yıl devletin temel kurumsal yapısı ve işleyişi korunmuştur. Bir
bakıma anayasal düzen açısından en istikrarlı dönem bu dönemdir.
2. 1961
Anayasası
1961 Anayasası
(157 ana 11geçiçi madde), yürürlükte kaldığı 21 yıl boyunca toplam 7
kez değiştirilmiştir. Özellikle 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında
yapılan değişiklikler, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması ve yürütmenin
güçlendirilmesi amacını taşımıştır.
· 1969
Değişikliği: Eski Demokrat Partili siyasetçilerin siyasi haklarının
iade edilmesini kolaylaştırmak amacıyla milletvekili seçilme şartları
düzenlenmiştir.
· 1970
Değişikliği: Seçimlerin yenilenmesi durumunda geçici Bakanlar
Kurulu'nun kurulması ve bütçe süreleri düzenlenmiştir.
· 1971
Değişikliği (En Kapsamlı Değişiklik): Temel hak ve hürriyetlerin
sınırlandırılmasına ilişkin genel madde eklenmiş, TRT ve üniversitelerin
özerkliği zayıflatılmış, memurların sendika hakkı kaldırılmış ve Bakanlar
Kurulu'na Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi verilmiştir. Askeri
Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) kurulmuştur.
· 1972
Değişikliği: Cumhurbaşkanlığı kontenjan senatörlüğü ve askeri yargıyla
ilgili teknik uyarlamalar yapılmıştır.
· 1973
Değişikliği: Siyasi suçlara bakmak üzere Devlet Güvenlik Mahkemeleri
(DGM) kurulmuştur.
· 1974
Değişiklikleri (İki Kez): Orman suçlarına yönelik cezai hükümler
düzenlenmiş ve siyasi hakların iadesiyle ilgili geçici maddeler temizlenmiştir.
3. 1982
Anayasası
1982 Anayasası
(177 esas 15 geçici), meclisten geçen kanun sayısı bakımından toplam 23
kez değişikliğe uğramış, bunlardan 19 tanesi doğrudan
yürürlüğe girerek anayasa metnini fiilen değiştirmiştir. Başlangıçtaki 194
maddesinden (geçici maddeler dahil) 140'tan fazlası üzerinde işlem yapılmıştır.
· 1987
Değişikliği: 12 Eylül askeri yönetiminin siyasi liderlere getirdiği
yasaklar halk oylamasıyla kaldırılmış, seçmen yaşı 19'a indirilmiştir.
· 1995
ve 2001 Değişiklikleri: AB uyum süreci doğrultusunda parti kapatmalar
zorlaştırılmış, sendikal haklar genişletilmiş ve hak kısıtlama nedenleri
daraltılmıştır.
· 2004
Değişikliği: Ölüm cezası (idam) anayasadan tamamen çıkarılmış ve
DGM'ler kapatılmıştır.
· 2007
Değişikliği: Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi kabul
edilmiş, görev süresi 5 yıla indirilmiştir.
· 2010
Değişikliği: Anayasa Mahkemesi ve HSK'nın yapısı değiştirilmiş,
vatandaşa bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.
· 2017
Değişikliği (En Radikal Değişiklik): Parlamenter sistemden
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmiştir. Başbakanlık kaldırılmış,
yürütme yetkisi cumhurbaşkanına verilmiş ve askeri yargı tamamen
sonlandırılmıştır. Sadece bu pakette 69 madde birden değişmiştir.
Özet Tablo
|
Anayasa Yılı |
Değişiklik Sayısı |
Etkilenen/Değişen Madde Sayısı |
Temel Karakter Değişimi |
|
1924 Anayasası |
7 kez |
Yaklaşık 15-20
madde |
Laikleşme
adımları ve dil sadeleştirmesi. |
|
1961 Anayasası |
7 kez |
45 esas, 5
geçici madde |
Özgürlükçü
yapıdan devlet otoritesini öne çıkaran yapıya geçiş (1971-1973). |
|
1982 Anayasası |
23 kez kabul
(19 fiili uygulama) |
140'tan fazla
madde (Mükerrer işlemlerle 200+) |
Sivil hakların
genişletilmesi ve ardından 2017'de hükümet sisteminin kökten değişmesi. |
SONUÇ
Türkiye'nin
anayasa tarihinde 1924'ten günümüze yapılan tüm anayasa
değişiklik paketlerinde toplamda 300'e yakın kez madde değiştirme,
ekleme veya kaldırma işlemi yapılmıştır. Tüm bu değişikliklere
bakıp Türkiye'nin devamlı bir anayasal düzeni değiştirmeyi amaçlayan,
tartışan ve değiştiren bir siyasi ortamın içinde sürüklendiğini söyleyebiliriz.
Ülkelerin
istikrarı kurulu düzeni işletmeye odaklanan ve güncel sorunları düzen
içerisinde çözebilen bir siyaset kurumundan geçer. Devamlı kendi tercihlerine
göre düzeni şekillendirmeye yönelik bir siyaset bizatihi istikrarsızlık
kaynağıdır. İstikrara bu açıdan bakılırsa lider kültü de önemsizleşir ve
yönetimde istikrar yöneticide istikrara tercih edilir. Hedef ‘düzeni kendine
uydurmak değil düzene uymak’ olmalıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder